WLTP Nedir?

Son dönemde otomotiv dünyasının gündemine WLTP (Worldwide Harmonized Light Vehicle Testing Program) isimli bir kavram girdi. Öyle ki iki sene içinde hemen hemen tüm otomotiv markası web sitelerini bu kavrama ait sayfalar ekledi ve “WLTP standardına göre ölçümlerimiz” ile başlayan cümleler kullanır oldu. Peki nedir bu kavramın aslı, geşmişi ve geşeceği. Bu yazıda bu soruyu yanıtlayacağız.

WLTP Avrupa Topluluğunda 2017’de duyurulup 2018’de devreye giren yeni bir otomotiv test standardı. 1980’li yılların başında tasarlanıp günümüze kadar kullanılan NEDC (New European Driving Cycle) testinin yerini aldı.

Temel olarak şunları ölçüyor:

  1. Yakıt sarfiyatı
  2. Farklı tür (içten yanmalı ve elektrikli) motorların enerji tüketimini ve sadece elektriklilere özgü olarak menzil.
  3. CO2 ve kirletici (pollutant) emisyonlarını ölçüyor (dikkat: CO2 kirletici bir gaz değil, sadece sera etkisi [ısınma] yaratıyor).

Eski test standardı olan NEDC teorik bir test ortamı idi: Örn: 90 km/h sabit hızla giderken yakıt sarfiyatı. Yeni standarda geçişin amacı bu testlerin daha gerçekçi sonuçlar üretmesini sağlamak. Bu bağlamda testler dört aşamada gerçekleşiyor: Düşük, orta, yüksek ve extra yüksek ortalama hız. Her aşamada yapılan sürüş durma, kalkma, frenleme ve hızlanma gibi evreleri de içeriyor. Ayrıca araçlar farklı (lastik ebadı, klima, sunroof, gövde aksesuarları vb) donanımların farklı varyasyonlarıyla da test ediliyor. Yani örneğin artık test yollanan aracı 185/65/15 lastikle donatıp sattığın araçların çoğunda 215/50/17 lastik kullanmak yok!

WLTP’nin temel amacı dünyanın her yerinde yapılan test sonuçlarını birbiriyle uyumlu ve dolayısıyla karşılaştırılabilir hale getirmek; yani Avrupa Topluluğu’nda başlayan bu projeninm amacı aslında global. Şu anki gidişata göre bu amaca ulaşılacak gibi görünüyor: Global anlamda hemen hemen tüm üreticiler artık verilerini WLTP standardına göre vermeye başladılar.

Global Isınma

Bir diğer önemli amaç da global ısınma ile ilgili hedefler konusunda harcanan çabaya sektörel olarak uyumlanmak: Şu an için Avrupa Topluluğu 1 km’de atmosfere salınan CO2 gazını ortalamada 95 gram’a düşürmeye çalışıyor. Bu sektörel hedef elbette markalara da sirayet ediyor: Bu amacı toptan turrurabilmek için her markanın kendi ürün gamında sattığı araçlarda ortalama olarak hedefi tutturması yeterli oluyor. Bu geçiş döneminda hedefi tutturamayan markalara da bir kolaylık tatnımış: Sınırın altında kalan markalardan karbon kredisi satın alarak bu açıklarını şimdilik kapatabiliyorlar. Örneğin geçen yıl Stellantis grubu (Fiat, Chrysler, Peugeot, Citroen, Opel grubu) Tesla’dan, Ford Volvo’dan, VW grubu da MG’den epey karbon kredisi satın almak zorunda kaldı.

Şimdi, pazar pazar tüm bunları neden anlattım? Sebebi şu: WLTP test standardı açıklandığı günden beri yakından izliyorum; bana göre otomotiv sektöründeki büyük gelişim alanlardan olan şeffaflık/samimiyet eksikliğini kapatma yolunda atılmış en büyük adım. Sektör özellikle 1990’lı yılların sonundan itibaren gelişen kitlesel iletişim yaklaşımları sayesinde önceleri yaratrıcı ve eğlenceli bulduğumuz ama zamanla müşterinin pek de yararına olmadığını gördüğümüz bir reklam/pazarlama/satış yarışına girdi. Bu yarışın uzun vadede yanıltıcı ve kimi zaman da yıkıcı etkileri oldu; VW dizel skandalını boşa yaşamadık.

WLTP sayesinde bunların hepsi geride kalacak demiyorum ama artık sadece belirli özellikleri öne çıkarmak mümkün olmayacağı için ortam her geçen gün biraz daha gerçekçi olacak. Dikkat ederseniz Türk üretici ve distribütör markaların çoğu bu sene başından itibaren resmi web sitelerinde WLTP’ye özgü sayfalar açmaya, araçlarının verilerini buna uygun olarka revize etmeye başladılar. Zamanla konu daha da ilerleyecek ve bu verileri sadece kataloglarda değil araçların üzerine montelenmiş özel enerji tüketimi rozetlerinde de görmeye başlayacağız:

araç üzerinde enerji sınıflaması rozeti
Çok yakında araçlarda görmeye başlayacağımız enerji tüketim rozeti.

Vergi düzenlemesi boyutu

Bir diğer fayda da regülasyonel, özellikle de vergisel anlamda: Sadece Avrupa değil dünyada da artık yavaş yavaş her ülke satılan araçlardan alınan vergiyi WLTP verilerine bağlamaya başlıyor. Aslında bizde de sık sık gündeme getirilen ÖTV ve vergi reformu konusunun da gerçekçi ve dünyayla uyumlu çözümü burada: Çokça tartışılan bu konuda WLTP verilerine geçilmesinin sektör beklentisine uygun şekilde dolaylı (özellikle de ÖTV) vergisinde düşüşe yol açıp açmayacağını bilemem ama şu kesin: Toplanan verginin markalar / modeller arasındaki dağılımı kendi içinde daha adaletli olacaktır.

Bu konuda aslında yol belli: Tek yapmamız gereken AB uyum programına kaldığı yerden devam etmek.

Bir Cevap Yazın